Kriz geliyorum der!
20 Ağustos 2008Biraz aradan sonra tekrar merhaba herkese;
ABD’de kredi veren iki büyük bankanın batma sinyalleri uzun zamandır bekleniyordu. Bu iki banka ve kredi kuruluşlarının temsil ettiği toplam kredi miktarı 10 trilyon doları buluyor. 10 Trilyon dolarlık bir geri ödenmeme riski ABD ile birlikte bütün dünyayı rahatlıkla etkileyebilecektir. Nasıl mı ? Kısaca saadet zincirini açıklamaya çalışıyım :

Dünyayı batı ve doğu olarak tam Türkiye’nin üstünden bölün. Sağ taraf doğu sol taraf batı olsun. Şimdi sistem şöyle işliyor :
ABD ekonomisi dünya ekonomisinin yaklaşık 3 te 1′i ve bu 1/3′ün 3 te ikisi tüketim. Dolayısıyla tüketici güven endeksi ve harcamaları sadece ABD için değil bütün dünya için büyük önem teşkil ediyor. ABD tüketiyor ve bu talebe birinin karşılık vermesi lazım. Kim ? Tabiki Çin ve Hindistan(Çindistan) Çin sanayi üretiminde, Hindistan ise hizmet üretiminde ABD ekonomisi üzerinden geçiniyor. Yoksa kendi ülkelerindeki satın alma gücünün ve tüketimin ne kadar düşük olduğu belli. Singapur ve Malezya gibi Asya kaplanlarıda Bilişim tekonolojileri konusunda bu tüketimi destekleyecek üretim yapıyorlar.
Peki üretim yapınca neye ihtiyaç vardır ?
Tabiki enerjiye!.
Peki bu enerji nerede?
Tabiki Arap yarım adası ile birlikte Orta Doğu, Rusya ve Venezuella gibi OPEC(Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) ülkelerinde. Dolayısıyla üretim artınca petrol ve doğal gaz talebi de artıyor. Peki üretim yapanlar kazandı, ABD bol bol gayrimenkul sattı kazandı. Herşey güzel. Üreticiler özellikle petrol üreticileri bu patlayan karları ne yapıyorlar?
Cevap yine basit gelişmekte olan ülkelerde yüksek faiz olanaklarında değerlendiriyorlar. Bunlardan bir tanesi kim ? Cevabınızı duyar gibiyim : Tabiki Türkiye!
Özetle saadet zinciri ABD’deki tüketim ile başlıyor, doğudaki üretim ile devam ediyor, karlar ise yüksek faizli ülkelere akıyor.
Bir bakıyorsunuz ki : yılda toplam 55 trilyon dolarlık üretim olan bir dünya ekonomisinde yılda 2 katrilyon dolar para dönmekte! Benim hatırladığım paranın temel fonksiyonu(görevi) “değişim aracı” olmasıydı. Yani mal ve hizmet değişiminde kullanılmasıydı. Peki 55 trilyon doların yaklaşık 40 katı olan bu para dünya ekonomisinde ne için dönüyor?
Bunun bana göre tek cevabı artık paranında bir emtia olması. Yani temel fonksiyonundan çıkması ve kendi başına itibari değil kendi değerini temsil eder duruma gelmesi. Ekonomi de üretilen mal ve hizmetten daha fazla para olduğunda enflasyon ortaya çıkacağını söylemiştik. Ancak bu da yok! Ya da fiyatlar gerektiği kadar yükselmiyor.
ABD’den gelen son sinyallerle birlikte yukarı da bahsettiğim saadet zinciri kırılmaya başladı. Senaryo :
ABD’de tüketim düşer, Doğu durgunluğa girer, karlar azalır, faizi yüksek olan piyasalara giden para bu piyasalardan çıkar ve dünyada genel bir çöküş başlar.1929 da ABD’de büyük buhran olarak adlandırılan bir süreçte insanlar bu durumda bankalardan bütün paralarını çekmiş ve ekonomiyi çok büyük bir depresyonun içine itmişti.
Uzmanların yazdığı bu kötümser senaryoya kısmen katılıyorum. Ancak katılmadığım nokta bir yerden çıkan paranın bir yerlere gideceğidir. Artık günümüzde paranın yastık altına gitmesi gibi bir durum söz konusu olmacaktır. Riski düşük sabit getirili menkul kıymetlerde paralar değerlendirilmeye devam edecek ve bunlar yıllar itibariyle kazandıkları getirileri daha sonra faizler düştüğünde tekrar gayrimenkul gibi reel yatırım alanlarına yönlendirecekler. Ancak korkutucu olan paranın temel fonksiyonunu yitirip dünya ekonomisinde çok büyük bir balon yaratmış olmasıdır. Önemli olan kriz süreci değil bundan sonra işleyecek olan bir çok sistemin değişme gereğidir.
Yaptığım ufak bir araştırma sonucunda özellikle son 20 yılda dünyada yukarıda bahsettiğim üretim ile para arasındaki uçurum açıldıkça krizlerin daha derin olduğunu görebiliyoruz. Demekki bu makas artık kapanmalı. Bu saadet zincirinden çok memnun olan hükümetlerde artık toplu bir karar alıp bazı sermaye kısıtlamaları getirmeli. Yoksa bu süreç bittiğinde 2 yıl içinde belki de çok daha büyük bir krizle karşı karşıya kalacağız.



Terör artık yeni yeni yüzlere bürünmeye başlamış olabilir mi ?


Televizyonda ekonomiden sorumlu devlet bakanını dinlerken bir şey dikkatimi çekti sayın bakanın ya da diğer ekonomi kurumlarının medya aracılığıyla vermiş olduğu bir çok rakam belki büyük yatırımcılar ve bankalar tarafından anlaşılıyor ama küçük tasarruf sahibi halk tarafından anlaşılmıyor.
sonra aşağıda o yazıyla ilgili bütün yorumlar çıkacaktır.